kim başlamak ister ki biteceğine inandığı yolun yolculuğuna? hangi aşık
kavuşamayacağını inandığı aşka koşardı? belki de riskleri göze almaktı
aşk...
biteceğini,sonunu göreceğimi bilseydim başlamazdım bir işe.
Umut etmezdim sevmeyi, umut etmezdim seninle yaşamayı ve beklemezdim
sevmeni.sonsuz olur umuduyla başlamıştı. bir aşkla.bulduğumu sandığım
insanla başlamıştı. onunla yaşamayı seçmiştim belki de. Hayata onunla
bakmayı yeni hayatlara onunla göz açmayı hayal etmiştim. Dedim ya işte
sadece hayal edebilmişim.
öğrenmeki inanmak istedim aşka. Bir
elin benimle ömür boyu gidebileceğine inanmak istedim belki de.
Özlediğimde yanında olmak. bşını omuzuma yaslamak istedim.. bizli düşler
kurdum saatlerce,günlerce,haftalarca belki de yıllarcaççç Gözlerimi
seninle açmak.gözlerimi gözlerinle bütünleştirmek istedim... dedim yaa
işte sadece isteyebilmişim...
çocukluğummuş aslında benimki,
aldanmakmış..sonunu belki de bile bile yanmakmış. Şimdi ise uçurumun
kenarındayım. ne sağa gidebiliyorum, ne sola. Ne sana gelebildim ne de
senden geçebildim. Uzatılacak bir el bekliyorum belki de. yaşanacak
günler. görlecek yerler, tamamlanmadan biten hikayeler bekliyorum belki
de... sonsuzluk istemiştim sadece bir boşluk içinde senli sonsuzluk...
Şimdi sevgili sen söylee!! sen söyle ki duysun sağır olmuş kulaklar.
sen söyle ki sönsün yanan ateşler... sen söyle! çıkmazda olan sen mi ben
mi?
Nazlı Nagihan Kılıçkaya
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Kısa Sürmesi Dileğiyle
Bilmiyorsun beni neyin olarak görmek istediğini. Verdiğin sözlerin arkasında durmuyorsun. Bekleyecektik anlaşmıştık ama yapamadın. İstemedin aslında istesen yapardın buna hak verdim. Gerçekten isteseydin bir şekilde yürütebilirdin. Hiç boşa konuşma inandırıcı olmuyor. Kendini ve beni kandırma istesen yapardın.
Zor evet biliyorum ama iyi günde değil kötü günde beraberiz diyerek anlaştık. Sen bunu arkasında durmadın ve kolaya kaçtın. Söyleyemediğin şeyi bana söylettin açıkcası. Şimdi ne oldu ? Bir bok olduğu yok boşuna uğraştım çabaladım. Bundan başka bir açıklaması yok. Varsa ne ?
Senden uzak durmak zorundayım ne demek abi ya bir insan sevdiği insana böyle diyebilir mi? Bana karşı bütün hislerin köreldi farkındayım inkar etsen bile bu böyle. Sesini duymama izin bile vermedin. Kalbimde değil ama gözümde bittin.
Doğru bulduğun şeyleri yap derken bunu anlatmak istememiştim. Ama istediğin şekilde anlaman doğal. Artık ne dersen ne konuşursan boş benim için. Son olanlardan sonra çok kırıldım. Seni o kadar çok severken kendinden soğutmayı başarman ilginç doğrusu.
Ben elimden gelenin fazlasını yaptığıma inanıyorum. Daha ne yapayım lan amına koyim azıma sıçıldı bee. Kimseye vermediğim değeri sana verdim. Bestenin, şiirin yazıların Allah'ını yazdım sana bee. Değerimi bilemedin sana anlattığım herkes gibi.
Pişman olma asla demiştim sana hatırlarsın. Ve aldığın çoğu kararı buna göre aldığını da biliyorum. Ama bir şeyin farkında değilsin. O telefonu açmaman hayatının en büyük hatasıydı, belki bana öyle geliyodur. Buna pişman olabilirsin.
Unutur muyum? Tabi ki hayır. Kimsede görmediğimi sende gördüm ben. Sen hep başkaydın hep farklıydın benim için. Bütün herkesi tartının bir ucuna, seni bir ucuna koysalar daha ağır basardın bunu sende biliyorsun. Bende senin için başkaydım belki ama sen benim düşündüğüm, yaptığım gibi yapamadın.
İstediğini iş işten geçmeden yap. Yapman gerekenleri siktir et. Sonra yaparsın. Zaman herşeyin ilacıydı sen zamanı bile çok gördün ama şunu bil beni daha tanımadın. Zaten 4 ayı beni tanımakla geçirdin. Belki herkes gibi sende beceremedin.
Aynı şeylerle karşılaşmak istemiyorum. Bende bıktım artık düşünmekten. Yoruldum usandım. Bu kadar inancım varken bunu paramparça ettin farkında değilsin. Bunları tekrar yaşarsam kırıcı olabilirim sende biliyosun.
Eğer geleceksen bütün herşeyden kurtul gel. Uzak değil yakın olacaksan gel. Geleceksen doğru bulsanda, benim yanlış bulduğum şeyleri düzelterek gel. Geleceksen ilk günde ki heyecanınla gel. Geleceksen herşeyi tekrarlatmak zorunda bırakma öyle gel. Geleceksen bütün kalan hatıralarla gel. Geleceksen tüm cesaretini topla ve gel. Üzgünüm ama yoksa gelme.
Duygularını benden sakladığın sürece, benden hayır bekleme. Geldiğinde bıraktığın adamı görmen dileğiyle, hoşçakal..
Bu aşkın biteceğinin işareti, bağladığın ayakkabının bağlarının çözülmesi miydi?
Kaş
2 gün önce Antalya'ya geri geldim. Neredelerdeydin yine diye merak edenler için Antalya'nın şirin mi şirin bir ilçesi Kaş'taydım.
Yaklaşık 5-6 gündür ordaydım. Neden mi? Bana yapılan iyiliğin karşılığını vermek için gittim. Peki karşılığını verebildim mi ? Hayır benim gözümde bu yetersiz. Finaller için geldim zaten yoksa gelmezdim. Bittikten sonra tekrar gidip yaz okuluna kadar durmayı düşünüyorum.
![]() |
| Çözünürlük kötü ama idare edin işte. |
Gece uyuyamıyoruz tabi sabah erken kalkıyoruz ama hiç problem değil. Ben yapılan iyiliğin karşılığını verebiliyorsam benim için bu bana yeter. Siz ne düşünürseniz umrumda değil.
Şimdi yaptığım işten bahsetmek istiyorum. Kaş Devlet Hastanesi'nin ısıtma soğutma hava yangın aklına ne türlü tesisat geliyosa işte bütün hepsini yapıyoruz. Toki'nin yaptığı yeni bir hastane. İhaleyi alan adam batmış ve yarım kalan işini biz yapıyoruz.
Yarım kalan işin ihalesini alan yani 2 yıldan beri bana anne, baba, arkadaş dost olan yani enişteme ne yapsam hakkımı ödeyemem ama elimden geleni yapmam lazım. Ama bugün ama yarın ben elimden geleni yapmaya çalışayım gerisi önemli değil. Herhangi bir konuda faydalı olabiliyorsam ne mutlu bana. Yaptığı iyilikleri unutmam imkansız. Çabalamam lazım.
![]() |
| Cigulinin ahtapota yaptığı eziyetlerden biri. |
Çok sevdim aslında Kaş'ı tam benlik bir yer. Denizi manzarası Ordu kadar olmasa bile güzel memleket yani. Denizi o kadar berrak ki baktıkca içinde kayboluyorsun sanki.
Gece olunca yunan adasından gelen ışıklar denize düşen yakamoz daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Büyük şehirlerde değilde küçük yerlerde yaşamayı sevenler için çok iyi yani. Tatil yada yaşamak için iyi.
Tekrar tekrar söylüyorum ve söylemekten bıkmam usanmam. Belki en çok sevdiğim huyum budur. Bana yapılan iyiliklerin ve kötülüklerin elimden geldiği kadar kat kat karşılığını gösteririm.
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Sıkıldım Laaan!
Sıkılmama neden olan herneyse bilmiyorum ama otobüsteyim Antalya'ya gidiyorum. Bu yüzden olsa gerek. Sıkıldığıma göre pek iyi gittiği sayılmaz yolculuğumun.
Yazıp yazıp siliyorum, saçmalıyorum ama yazmak istiyorum. Rahatlamam lazım biraz gevşemem lazım sağa sola sataşmamam için biraz içimi dökmem lazım.
Zoruma gidiyor artık herşey. Çok alıngan oldum bu aralar. Bana ne söylense yanlış anlıyorum. Hakkımda iyi düşünen insanlar olsa bile yanlış anlıyorum işte. Şimdi dersiniz, seninle hiç konuşmayalım yok abi konuşun ama benimle ilgili iyi yada kötü bir yorum yapmayın.
Lan siz ne biçim adamsınız size aylardır yalvarıyorum blog hakkında yazılar hakkında neler düşünüyosunuz diye biriniz mesaj atmadınız. Neyse artık umrumda değil zaten iyi yada kötü hiç bir yorum yapmayın. Okuyup okumamanız da umrumda değil.
Başlık Uyduramadım
Yine öğlene doğru uyandım. Babam geldi kalk namaza gitcez kalk namaza gitcez. Neyse üstümü giydim, baba sen git ben gelirim diyorum yok olmaz beraber gitcez diye diye camiye girdik.
Çıktıktan sonra beni gören tabi şaşkın bakışlar içinde "oo Şahan Bey siz buraların yolunu bilirmiydiniz?" diye saçmasapan şeyler söylüyolar. Kahvaltı yapmadım her zaman olduğu gibi eve geldim yemek yedim çıktım. 5 ay önce falan bi pantolon almıştım paçası yapılacak yaptırayım giderken götürürüm dedim. 5 gündür terzide yatıyo ordan bile alamadık. Durum sıkıntılı vahim vasaat..
Belediye'ye çıktım bizim ihaleler varmış yazıhanelerin ihaleleri evraklarıydı bokuydu püsürüğüydü onla uğraştım biraz işte. Yarın Antalya'ya geri dönmesem ihaleye giderdim ama kısmet değilmiş.
![]() |
| Korganspor maçlarına bu kadar adam gelmez, tribün dolu. |
Korgan'da liseler arası futbol turnuvasının final maçı ve üçüncülük maçı vardı. Zaten kaç tane lise var ki amına koyim. Ama bu gelişimde Korgan halkını sosyalleşme adına büyük adımlar attığını gördüm. Korganspor stadına çıktım. Finalde Korgan Lisesi-İmam Hatip kalmış. Yıllardır olduğu gibi yine aynı takımlar. Üçüncülük maçı, Korgan Anadolu-ÇPL.
İlk maç 3.lük maçı tabi. Çpl Anadolu'yu penaltılarda yendi. Finalde de Korgan Lisesi tabi. Şimdi size maçın özetini yazamam zaten çok uzattım. Yazarken ben bile sıkıldım amına koyim okurken siz ne yaparsınız bilemiyorum.
![]() |
| Korgan Lisesi(Kırmızı)- İmam Hatip (Mavi) |
Uğur(Gabakcı), Berke(Azman), Burak(Gecegor), Ahmet(cıro) gibi lakapları bile ilginç olan adamlar yine döktürdü. Gabakcı takımın kaptanı ve beyni. Azman neşe kaynağı aynı zamanda takımın döverbiçeri. Gecegor gol makinesi 2 tane attı yendiler zaten. Cıro takımın 1.60'lık kalecisi.(: (hep ön planda olan isimler)
Maç bitti bunlar seviniyolar tabi. Ben beklemedim atladım Üzeyir kankamla Korgan'a geçtim. Stad merkezin dışında biraz. Esnaflarla muhabbet ederken baktım bunlar şampiyon oldular ya toplanmışlar bağıra bağıra ön caddeden geçiyolar. Zorla benide aldılar yanlarına. O saydığım ve biraz olsun tanıttığım isimler, kalabalığın en önündeler tabi o olmazsa olmaaz.
Fazla uzattım bende sıkıldım zaten. Bu arada saat 16:00 gibi otobüsüm var. Antalya'ya geri dönüyorum. Sabah erken kalkıp 19 Mayıs'a gitmeyi planlıyorum uyanabilirsem giderim heralde.
Hee bir de altını çizerek hatırlatmak istiyorum , Günahımı almasın kimse taşıyamazsınız.
18 Mayıs 2012 Cuma
Korgan-Ordu
Korgan benim büyüdüğüm ve çocukluğumun geçtiği yer. Doğal olarak çoğu insanı tanıyorum ve onlarda beni tanıyor. Doğal olarak az çok muhabbetimizde hemen hemen herkesle olmuştur.
Yaklaşık 3 ay gibi bir zamandır gelmiyodum zaten. Sonuçta ailem burda, arkadaşlarım burda yaşıyor ve benimde gelmem lazım. Neyse Korgan'a ilk adımımı atmamda insanların yüzünü hatırladığımı fakat adlarını unuttuğumun farkına vardım. Gelen geçen selam veriyo doğal olarak bende veriyorum ama ismini unuttuğum için fazla konuşamıyorum.
Çekingen oldum fazla konuşamıyorum artık. Ki buna çoğu arkadaşım şaşırmış durumda. Korgan'a gelmişken Ordu'ya gitmeden olur mu? Olmaz tabi lan.
![]() |
| Elbet birgün bu evin işleri de bitecek. |
Anneler gününde Pastacı'yla atladık arabaya doğru Fatsa'ya. Biraz dolandık tabi Merve'de geldi bizle. Pastacı annesine hediye alacaktı ve Merve bize lazımdı. Özlemişim at hırsızını bu arada.
Geçtik Ordu'ya. Pastacı arkadaşını görmeye gitti. Merve'de Ordu'da hiç gezmemiş dedim seni gezdireyim. Sahile geçtik muhabbet ede ede geziyoruz. Tabi benim o denizi görünce hatıralar aklıma geldi. Dertleştik, sövüştük derken Ekin geldii.
![]() |
| Kimse ekşimesin vermem ollüüm (: |
Merve Ordu'yu pek bilmiyomuş. Fidangör'e geçtik tabi sevdi lavuk.(: Pastacı tekrar aradı gidelim diyo. Zaten erken dönmek şartıyla gittik Ordu'ya. Arabaya binmeden aziz dostum Ekin'den zorla hediye diye elinde olan anahtarlığı aldım. Napim göstermeseydin ollüüüm.
11 Mayıs 2012 Cuma
Yoldayım Yoldaaa
Şuan otobüsteyim ve teknolojinin veli nimeti olan interneti kullanmaktayım. Ama laptopun şarjının bitmesine 27 dakika var gibi görünüyor ama daha kısa sürede kapanacağını biliyorum. Bunu okuyosan alttaki yazıyı da oku bir zahmet.
28 plakalı bir otobüsle Ordu'ya gidiyorum yada geliyorum diyeyim. Şimdi daha 1.5 saat olmasına rağmen oturmaktan götüm ağrıdı diyebilirim. Ayrıca az önce Ekin'in yazdığı yazıyı okudum. Mutlu etti beni adi herif.
Neyse şuan Burdu'dayız. Bu yol biter mi bilmem ama benim biteceğim kesin. Yağmur da atıştırıyor Ordu'ya inince yağmasa bari.
28 plakalı bir otobüsle Ordu'ya gidiyorum yada geliyorum diyeyim. Şimdi daha 1.5 saat olmasına rağmen oturmaktan götüm ağrıdı diyebilirim. Ayrıca az önce Ekin'in yazdığı yazıyı okudum. Mutlu etti beni adi herif.
Neyse şuan Burdu'dayız. Bu yol biter mi bilmem ama benim biteceğim kesin. Yağmur da atıştırıyor Ordu'ya inince yağmasa bari.
İki Kibrit Çöpü
Yaklaşık 4 5 senedir sigara içen bir insanım. Bu aralar gerçekten azıttım günde 1 veya 1,5 paket sigara içiyorum. Eve girmek için bir kat merdiven çıkıyorum ve götümden soluyorum neredeyse. Bana verdiği zararın farkındayım ama yapabileceğim hiç birşey yok.
Hayatımda ilk defa bir çakmağın gazını bitirdim ayrıca. Yine sigara içmek için evde kalan son iki tane kibrit çöpüyle idare etmeye çalışmaya çalışıyodum. İki kibrit çöpü kalmış ve en fazla iki sigara yakabilirim. Neyse ıslanmış mı ne olmuş yanmıyor bir türlü. En sonunda sinirlendim hayvan gibi kibrit kutusuna abanmaya başladım.
Yandı ama benide yaktı. Kibrit çöpünün ucunda kahverenkli bi bok varya. Hee işte adı ne boksa. Yandı ama hayvan gibi abandığım için parçalandı. Ve o yanan parçanın gözümün içine girdiğini görebildim. Şuan bunu yazarken gözümün içi tekrar yanmaya başladı o ayrı konu. Yüzümü falan yıkadım ne yazık ki üfletmeye kimse olmadığı için kendi çabalarımla soğutmaya çalıştım.
Son zamanlarda sıkıntılı olduğumu az çok biliyosunuz. Bilmiyorsanız da günlerdir bolca yazı yazıyorum anla yani artık eşşek değilsin ya. Zamanı bir türlü geçiremiyorum. Bunaldım artık Antalya'dan da siktir olup gitmek istiyorum. Şimdi ''Antalya'da bunalıma mı girilir ? Gez dolaş ruslar turistler vardır'' diye düşüneniniz var biliyorum ama sikimde değil. Mal, gerizekalı, aptal vb gibi kelimeleri bana saydırdığınızı biliyorum saklamanıza gerek yok. Sıkıldım amına koyim ya. Her cümlemi küfürlerle süslemek istiyorum. O cümlelerin varya anasını sikesim geliyo işte. O derece sıkıldım yani yeter daa..
Bu istemeden de olsa saydığım sövdüğüm cümlelerden de anladığınız gibi sıkıldım bunaldım. Hepinizden özür dilemek isterdim ama bunu yapmayacağımı biliyosunuz. Sansar Salvo'nun bir cümlesini yazmak istiyorum şimdi. Bu yazımı yazarken arkadan çalan müzikten bir cümle, ''Alfabenin anasını siktim ama haberin yok, damperli kamyonmuyum da taşıcam ben.'' ;)
Şimdi anlatmak istediğim yere gelmek istiyorum. O yanan kibrit çöpünün gözümün içine girdiğini gördükten 2 3 dakika sonra, gözümün acımadığını hissettim. Neden mi? Şimdi ben size soruyorum. İçimde olan yaralar, bedenimde olan yaralardan daha çok acı verip unutturmasından kaynaklanabilir mi ?
8 Mayıs 2012 Salı
Güven bana
Kendi bloguma yazı yazmak istesem de ne yazmak istediğimi bilmediğim için ve ne zaman yazmaya başlasam yarıda bıraktığım için bi de buralara uğrayayım da şahan'a bi kaç şey yazayım dedim.
Sevgili dostum,
Bu hayat hiçbir şey için can sıkmaya ve hiçbir şey için aşırı mutlu olmaya değmez. Ben yaşadıklarımla bunu çok iyi anladım. Neyi ne zaman çok sevsek elimizden uçup gidiyor ve hani bir söz var ya acaba yalnızlığı da sevsek bir gün o da gider mi? diye. İşte asıl konu bu, sevdiğimiz herşey bir gün gidecekse, neden hep birşeyleri sevme telaşındayız ki? Sevmeyelim anasını satayım, bu dünyada kendimizden başka hiçbir şeyi sevmeyelim. Kendimizi de öyle bi sevelimki, bizi gören insanlar başkasını sevmeye çalışmasın.
Şimdi sorarsan sen unuttun mu? diye, benim neler yaşadığımı sen çok iyi biliyosun. Ve ben şu anda kendime gülüyorum. Hiç kimse için değmez üzülmeye. Tamam senin durumun benimkinden çok farklı, ben bi şerefsize inandım, yüreğimin temizliği yüzünden kandırıldım. Ve şimdi sevdiğim biri var :) Sevdiğimi bilmiyo ama zekî bir kız, anlamıştır. Neyse böylelikle arada kendimi de soktum konuya :)
Yukarıda neler yazdım, nelerden bahsettim pek hatırlamıyorum sen buradan aşağısını oku. Aklın varsa hiç kimse için canını sıkma. Senin için birşeyler yapmayan insanlara kendini feda etme. Onlar senin için bişeylerden vazgeçmiyorsa, sevginin en büyük görevi olan fedakârlığı görmezden geliyorlarsa bıraaak be dostum, hiç kimse için can sıkmaya değmez.
Yanlış yazımlar, anlamsal karışıklıklar ve bilimum herşey için özür dilerim. Şevval Sam dinle, Candan Erçetin Sensizlik dinle. Geçer bu günlerin, bana güven.
Ekin Baykal
Sevgili dostum,
Bu hayat hiçbir şey için can sıkmaya ve hiçbir şey için aşırı mutlu olmaya değmez. Ben yaşadıklarımla bunu çok iyi anladım. Neyi ne zaman çok sevsek elimizden uçup gidiyor ve hani bir söz var ya acaba yalnızlığı da sevsek bir gün o da gider mi? diye. İşte asıl konu bu, sevdiğimiz herşey bir gün gidecekse, neden hep birşeyleri sevme telaşındayız ki? Sevmeyelim anasını satayım, bu dünyada kendimizden başka hiçbir şeyi sevmeyelim. Kendimizi de öyle bi sevelimki, bizi gören insanlar başkasını sevmeye çalışmasın.
Şimdi sorarsan sen unuttun mu? diye, benim neler yaşadığımı sen çok iyi biliyosun. Ve ben şu anda kendime gülüyorum. Hiç kimse için değmez üzülmeye. Tamam senin durumun benimkinden çok farklı, ben bi şerefsize inandım, yüreğimin temizliği yüzünden kandırıldım. Ve şimdi sevdiğim biri var :) Sevdiğimi bilmiyo ama zekî bir kız, anlamıştır. Neyse böylelikle arada kendimi de soktum konuya :)
Yukarıda neler yazdım, nelerden bahsettim pek hatırlamıyorum sen buradan aşağısını oku. Aklın varsa hiç kimse için canını sıkma. Senin için birşeyler yapmayan insanlara kendini feda etme. Onlar senin için bişeylerden vazgeçmiyorsa, sevginin en büyük görevi olan fedakârlığı görmezden geliyorlarsa bıraaak be dostum, hiç kimse için can sıkmaya değmez.
Yanlış yazımlar, anlamsal karışıklıklar ve bilimum herşey için özür dilerim. Şevval Sam dinle, Candan Erçetin Sensizlik dinle. Geçer bu günlerin, bana güven.
Ekin Baykal
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Ben Olmak
Her insanın kendine karşı yakın hissettiği veya onun gibi olmak istediği bir insan vardır. Gerek arkadaşı, eşi, dostu veya uzaktan yakından tanıdığı gerek televizyonda gazetelerde dergilerde her neyse..
İlla ki benimde onun gibi olmak istediğim insanlar oldu zamanında. Eminim bu cümleleri okurken küçükken yada şuanda onun yerinde veya onun gibi olmak istediğiniz insanlar aklınıza gelecektir.
Neyse anlatmak istediğim şeye gelelim şimdi. Az önce birşeyle karşılaştım. Tabi herkesin görebileceği anlayabileceği türden birşey değil. Benim gibi olmaya çalışan, benim insanlara davrandığım şekilde davranmaya çalışan belki de benim yerimde olmak isteyen insanlar gördüm..
Tamam örnek alınmak güzel birşey ama şöyle birşey var, benim hayatımın ve yaşadığım şeyleri bilseniz görseniz bundan vazgeçeceksiniz. Benim insanlara davrandığım gibi davranamazsınız. Bunun için fazla efor sarfetmenize gerek yok. Kendinizi yıpratmayın yani. Benim kadar samimi ve içten olamazsınız. Tabi bu herkes için geçerli değil. Kaypak ve gevşek olan insanlardan bahsediyorum.
Benim çevremde olan insanlarla arkadaşlık yapamazsınız. Davul bile dengi dengine. Eğer çok istiyosanız kendinize çekidüzen verin. 'Senin elin ayağın çok düzgün sakin' diyenleriniz olacaktır elbette ama her zaman söylüyorum şimdi de söyleyeceğim beni bilen bilir.
Gerçekten çok isterseniz sadece insan olun. Eşinizi dostunuzu yıpratmayın. Sağa sola sataşarak çelik çocuğa el kaldırmayın. Böyle yaparak sizi çok seveceklerini yada iyi arkadaş edineceğinizi sanmayın. Kavga edin ama doğru bulduğunuz, kendinize göre haklı bulduğunuz ve güzel bulduğunuz insanlar için kavga edin.
Sonuç olarak ben olmaya çalışmayın, çevrenizde olan insanların kalbini kırarsınız. Ben olmaya çalışmayın sizi kimse tanıyamaz. Ben olmaya çalışmayın isteseniz bile yapamazsınız. Ayrıca benden bir tane daha olmasını istemem.
Bütün iyilikler ve güzellikler sizinle olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





